T.C.A. Peeling | Medikal Estetik

Hoşgeldiniz


Bu site ziyaretçilerini bilgilendirmek amacı ile hazırlanmış olup, sağlık hizmeti vermemektedir. Sitedeki bilgiler hiçbir şekilde tanı ve tedavi amaçlı kullanılmamalıdır. Tanı ve tedavi için mutlaka bir doktora başvurunuz.


Derma Clean

Test SeansıRandevu Almak İçin Tıklayın.

Karboksi Terapi

Karbondioksitin cilt üzerine olumlu etkilerinden yola çıkılarak geliştirilen bu terapi yönteminde; cilt altına verilen Karbondioksit gazının cilt elastikiyetini arttırdığı ve uygulama yapılan bölgelerde dokuları sıkılaştırdığı ve selülitin giderilmesi, bölgesel incelme sağladığı tespit edilmiştir.

Sistemin medikal anlamda net olarak kullanılmaya başlanması, 1930 yılında, bir grup Kardiyoloji uzmanı tarafından, Periferal Arteriopatie olgularında gerçekleştirilmiş ( Royat Kaplıcaları / FRANSA ) ve uygulama yapılan hastalar üzerinde sevindirici sonuçların alınmasıyla birlikte bu tedavi yönteminin ve uygulama alanlarının geliştirilmesine ve genişletilmesine karar verilmiştir.

Karbondioksit terapi yöntemi; 1953 yılından itibaren büyük bir hız kazanmıştır. Yapılan çalışmalar, ilk defa, Kardiyoloji uzmanı, Dr.Jean Bapiste tarafından basılı yayın haline getirilmiş ve Tıp literatürlerindeki yerini almıştır.

Ciltaltı, karbondioksit gazı uygulamalarının, video mikroskobik incelemelerinde, uygulama yapılan bölgelerde vaskularizasyonun arttığı, bebek ve uyuyan damarlar olarak kabul edilen birçok non-fonksiyonel minik kapiler damarların fonksiyonel olarak devreye girdiği ve bölgenin oksijenasyonunu artırdığı da tespit edilmiştir.

Karbondioksit oksijene göre 20 kat daha hızlı dağılan bir gazdır. Uygulama sonrası bölgeye çevre dokulardan daha fazla oksijen gelir ve dolaşım hızlanır. Karbondioksit hızla uzaklaştırılır. Yağ yakımı birden hızlanır.

Karbondioksitin bölgesel olarak yağ dokusu içine uygulanması ile yağ hücrelerinde lipolitik etki oluşur. Bu etki uygulanan bölgedeki kan akımının artmasının bir sonucudur.
Kan akımı artışı ile birlikte o bölgeye taşınan oksijen miktarı da artar dolayısıyla yağ hücrelerinin yıkımı sağlanır. Yağ dokusu içerisine karbondioksit gazı uyguladığımız zaman benzer mekanizmalarla vücudumuz o bölgedeki oksijeni arttırmak için kan dolaşımını arttırır.

Bu olay basitçe şöyle açıklanabilir;
Fiziki hareketlerin hızlanması ile birlikte vücudumuzdaki enerji ihtiyacını karşılamak için hücresel metabolik olaylar artar, bunun sonucu olarak enerji ve karbondioksit oluşur.
Oluşan karbondioksiti uzaklaştırmak, enerji miktarını arttırmak için daha fazla oksijene ihtiyaç duyarız. Bu nedenle de fiziksel aktivitenin artması ile de daha fazla oksijen ihtiyacı gündeme gelir. Bölgeye ulaşan oksijen ile yağlar daha hızlı yanar ve artmış kan akımı ile de bölgeden kolaylıkla uzaklaştırılır.

Her yaştan herkese yapılabilir. Toksik etkisi yoktur. Kan basıncını etkilemez. Hastanın diyabetinin olması karboksi terapi için engel değildir.

İnsan vücudunda dinlenme esnasında bile, 2 litre kadar Karbondioksit gazı oluşur.
Normal de vücudumuzda var olan bu gazın hiçbir toksik etkisi yoktur.
Laporoskopik cerrahi de; Karbondioksit gazı karnı şişirmek amacıyla 20 litre kadar kullanılmaktadır. Bu kadar büyük bir hacimdeki, karbondioksit gazının bile toksik etkisine rastlanmamıştır. Oysa; Estetik amaçlı olarak her bir seans da kullanılan karbondioksit, gaz miktarı ise sadece, 200-300 cc kadardır. Dolayısıyla bu miktarın ne kadar düşük olduğu da ortadadır.
Uygulama bölgesinde hafif bir yanma ve dolgunluk hissi olabilir. Uygulamalar sonrasında bölgede morluklar olabilir, bunlar geçicidir. Uygulamalar esnasında, bölgeye verilen C02 basit el maniplasyonları ile dağıtılır, hedef uygulama alanı, uygulama öncesinde 4- 6 eşit alana paylaştırılır ve her bir alana verilen C02 gaz miktari, 30 ile 50 cc yi aşmaz.
Morluklar özellikle iğnelerin kapiler damarlara rast gelmesinden kaynaklanmaktadır ancak;
herhangi bir problem oluşturmaz bir müddet sonra da kendiliğinden kaybolur, bu süreyi kısaltmak amacıyla bölgeye heparinoid etken maddeli pomadların ve soğuk bir kompres uygulanmasi yeterlidir.
Karboksi terapide kullanılan 30G çapındaki iğnelerle yapılan uygulamalar esnasında ağrı yok
denecek kadar azdır. Dolayısıyla uygulamalar genelde rahattır ve ekstra bir önlem alınmasına gerek yoktur.

Karbondioksit tedavisi, liposuction öncesi ve sonrası, bölgesel zayıflama, doğum sonrası oluşan çatlaklar (Sitriae), selülit, sarkma tedavileri dışında ayrıca psoriasis (Sedef hastalığı), antiaging, skar tedavisi, deri greftleri öncesi ve sonrasında, ülseröz ve kapanmayan yara iyileşmelerinde (Diyabet, Dekubitis) kullanılmaktadır.
Son dönemlerde özellikle Üroloji de, mikrodolaşım bozukluğuna bağlı Penis Erektil Disfonksiyon problemlerinde, Romatizma problemlerinde (Otoimmun Artritis), spor hekimliğinde, fiziksel aktivitenin ve eforun artırılması, travmatik spor yaralanmalarında iyileşme sürecinin hızlandırılması, Organik ve fonksiyonel periferik arter problemleri, diabete bağlı kılcal damar patalojilerinde, ve damar sertliği (arterioscleroz) problemlerinde uygulama alanı bulunan Karboksi Terapi yöntemi, uygulaması kolay, emniyetli, yağları eritici, deri elastikiyetini arttırıcı bir tedavi şekli olarak, Medikal Estetik uygulamalar alanında ki yerini almıştır.

Karboksi Terapi uygulamalarının diğer Estetik uygulamalarla;
(Endermoterapi, Elektrolipolisis, Ultrasound, Elektroterapi, Mezoterapi) da birleştirilmesi,
daha kısa sürede ve iyi sonuçlar alınmasına yardımcı olmaktadır.

Uygulamalar esnasında; mutlaka, kişiye özel bir diyet proğramının düzenlenmesi istenen etkinin daha kısa sürede alınmasına katkıda bulunacaktır.
Beklenen etkilerin alınması ve gözle görülür değişikliklerin izlenmesi ancak 3-5. Seans itibariyle başlamaktadır, çok kısa bir süre içersinde, mucizevi iyileşmeler de beklenmemelidir.
Uygulamalardan tam anlamıyla sonuç almak için, 10 ile 15 seanslık bir terapi süresi gerekli olup, hafta da 1 ile 2 seans arasında değişebilen bir terapi randevusu düzenlenebilir.
Tedavi sonrası etki ise, 5-6 ay kadar  kalıcı olabilmektedir. Dolayısıyla bu süre sonunda ihtiyaçlara göre yeni bir kür planının düzenlenmesi gereklidir.

Uyarılar; 
Karboksi Terapi uygulanacak kişilerin, tedavi öncesi aspirin almamaları tedavi sonrası ise, dar ve bedeni sıkı sıkıya saran giysilerden uzak durmaları gereklidir. Ayrıca zorlayıcı ekzersizlerden kaçınılmalı, uygulamadan, 6-8 saat sonrasına kadar da sıcak banyo almamaları gerekmektedir.

KARBOKSİ TERAPİ NEDİR?
Karboksiterapi; yeni, basit, güvenilir bir uygulama olup, CO2 gazının bölgesel yağ birikimi olan, sellülitli, doğum sonrası çatlak ve sarkma olan alanlara uygulanmasıdır.

KARBOKSİ TERAPİ NASIL UYGULANIR?
Cerrahi bir yöntem olmayıp, CO2 gazının Karboksi Terapi cihazı aracılığı ile satüre edilip deri altı bağ doku içerisine 30G - 0.3mm mikrolance iğne ucu ile verilmesidir. Bu noktadan CO2 çevre dokulara kolayca yayılım gösterir.

KARBONDİOKSİD'İN ETKİ MEKANİZMAS NEDİR?
İlk olarak CO2 mekanik olarak yağ hücreleri üzerinde direk etki yaparak yağ hücrelerini yıkıma uğratır.
İkinci olarak bölgedeki kılcal damarlar üzerine vazodilatasyon (kan damarlarında genişleme) etkisi bulunmaktadır. Damarların genişlemesi sonucunda bölgede daha güçlü ve fazla kan akımı oluşur. Bunun sonucunda dokudaki metabolizma ve perfüzyon artışına bağlı yağ hücrelerinde küçülme azalma, beraberinde daha sıkı ve naturel bir doku ortaya çıkar.

KARBONDİOKSİD'İN TOKSİK ETKİSİ VAR MIDIR?
Hayır. CO2 yüksek dozda verildiği durumlarda bile toksik etki görülmemiştir.
Arteriel basıncı yükseltmeyip, O2 ve CO2 parsiyel basıncında değişiklik oluşmamaktadır.

Buna iki örnek verebiliriz.
a. Vücudumuz dinlenme durumunda 200 cc CO2 üretmektedir. Bu eksersiz durumunda 10 kat artar. Tedavide kullanılan doz bu aralıkta optimal olarak göz önünde bulundurulmaktadır.
b. Laparoskopik cerrahide CO2 abdomeni şişirmek ve işlemin tamamlanmasını sağlamak için, 20 LİTRE kadar kullanılmaktadır.

AĞRI VERİR Mİ?
Hayır. Bazı hastalar enjeksiyon bölgesinde hafif bir kaşıntı hissi duyarlar. Bu durum saniyeler içinde geçer. Artan dolaşım sayesinde uygulanan bölgede ısı artışı hiperemi ile birlikte gözlenir.

TEDAVİ SIRASINDA NELERE DİKKAT EDİLMELİDİR?
Tedavi sonrasında 6 saat kadar, ağır fiziksel aktivitelerden, sıcak banyo almaktan kaçınılmalıdır. TEDAVİ ÖNCESİ VE SONRASI, ASPİRİN ALINMAMALIDIR. Bedeni saran dar ve sıkı giyim tarzından sakınılmalıdır.

KAÇ SEANS GEREKMEKTEDİR?
Ortalama olarak 10 - 15 seans uygulanmaktadır. Sellüliti gidermek için haftada 1 - 2 kez yeterli olmaktadır. Bu kesinlikle sellülitin derecesine bağlıdır. Bölgesel zayıflamada ise 2 kez yeterlidir.

KAÇ SEANSTA GELİŞME FARKEDİLİR?
Beşinci seanstan sonra cildinizin fark edilir biçimde sağlıklı olduğunu fark edebilirsiniz. Sekizinci ve onuncu seanslardan sonra deri altı dokusu daha sıkı hissedilecektir. Tedavi sonrası cildiniz daha gergin ve sellülitin asgari seviyeye indiği görülmüş olacaktır.

SELLÜLİTTE CO2 NASIL ÇALIŞIR?
Bahsedilen tedavi edici etkisinin yanı sıra, mikrosirkülasyonu morfolojik ve fonksiyonel olarak yeniden yapılandırarak, sellülitte temel olan kan akış hızı ve miktarının arttırılması ve hücrelerdeki sıvının azaltılarak hipodermisdeki yağın ve fibrozisin ortadan kaldırılması hedeflenir. Bir hafta süresinde lokal alanda doğal metebolizma stimüle edilir. Mikrodolaşımın artışı ile beraber toksinlerin atılması (=detoksikasyon) sağlanmış olur. Artık yağ dokuda yıkım başlamıştır.

VÜCUTTA SELLÜLİT OLAN HER BÖLGEYE UYGULANIR MI?
Evet. Sellülitte bir tedavi yöntemi olup her yaştaki kadınlarda idealdir. Etkili ve güvenli bir tedavi yöntemidir.

SONUÇLARI NASILDIR?
Etkisi hemen görülür, doku kalitesi hemen artar. Deride yumuşama ve uygulama alanında incelme olur. En önemli etkisi mikro dolaşımın artışı olup, bu gözle görülmeyip, videokapilleroskopi ile izlenebilmektedir.

BİRKAÇ KELİME İLE SELÜLİT TEDAVİSİNDE CO2 ETKİSİ?
Son klinik çalışmalar sonucunda sellülit orjinini mikrodolaşımdaki değişimlerden almaktadır. Bağ dokudaki venöz ve lenfatik yapıda hasar oluşmuştur. Bunun sonucunda mikrodolaşım işlemez duruma gelmiş ve doku kendi metabolik ihtiyaçlarını karşılayamaz durumdadır. Bununla beraber bu alanda serbest radikaller daha fazla birikmeye başlayıp ödem formasyonu gelişir. CO2 uygulaması ile beraber yukarıda anlatılan tüm bu olumsuz durumlar tersine işlemeye başlar. Ödem ortadan kalkar lipolizis oluşur. Uzun dönemde mükemmel sonuçlar alınır. Gençlerde ise bu yöntem koruyucu tedavi olarak kullanılır.

KARBONDİOKSİT TEDAVİSİ BAŞKA HANGİ ALANLARDA UYGULANMAKTADIR?
Estetik -------- Sellülit ve Bölgesel yağlanma
Üroloji -------- Erektil Disfonksiyon
Dermatoloji -------- Psöriazis ve Variköz ülserler
Romatoloji -------- Romatoit Artrir ve Akut Artrit
Kardiyoloji -------- Periferik Arteriopatiler

KAÇ HASTA TEDAVİ EDİLMİŞTİR?
1983 yılına değin 402.000 hasta yalnızca Fransa Royatta kaplıcalarda tedavi edilmiştir. Sadece 1994 yılında 20.000 yeni hasta tedavi edilmiştir. Bu hastaların tümünde tedavilerin etkinliğinin yanı sıra tedavi şeklinin güvenilirliği de kanıtlanmıştır.

MEZOTERAPİ İLE İLİŞKİSİ NEDİR?
Hiçbir ilişkisi olmayıp, tümüyle farklı uygulama şekilleridir. Karbondioksit tedavisi sonrasında uygulanan biyomezoestetik uygulaması ile karıştırılabilir; fakat bu uygulamanında mezoterapi uygulaması ile ilişkisi yoktur.

DİYABET veya ADDISON HASTALIĞI KARBOKSİ TERAPİ UYGULAMASINA ENGELMİDİR?
Hayır, hiçbir engel oluşturmamaktadır.

EMBOLİ OLUŞTURMA RİSKİ VAR MIDIR?
Hayır. Buna en güzel örnek kardiyovasküler ameliyatlar sırasında verilen CO2 miktarının oldukça yüklü olmasına karşın sorun yaratmaması örnek olarak verilebilir. İkinci örnek laparoskopik cerrahide yine CO2 'in kullanılmasıdır. Sonuç olarak uyguladığımız bölge ve doz oranında karboksiterapi uygulamasında herhangi bir sorunla karşılaşılmamıştır.

TEDAVİ SIRASINDA TAŞİKARDİ OLUR MU?
Hayır. Tedavi sırasında taşikardi oluşmasına neden olabilecek bir mekanizma yoktur.

TEDAVİYE ARA VERME SÜRESİ NE OLMALIDIR?
Tedavi başladıktan sonra tedaviye özel nedenlerden dolayı ara verme süresi bir haftayı geçmemelidir.

ETKİSİ NE ZAMAN BAŞLAR VE NE KADAR SÜRE DEVAM EDER?
Etkisi 3 - 5 seanstan sonra görülmeye başlar. Tedavi sonrası etkisi ise maksimum
5 - 6 ay devam eder. Bu süre içinde hasta beslenme ile ilgili alışkanlıklarında duyarlı bir yaklaşımda olmayıp, eksersiz yapmaz ise bu süre içerisinde tedavideki olumlu sonuçlarda geriye dönüş başlar.

TEDAVİYİ SONLANDIRMAYA NEDEN OLABİLECEK BİRŞEY VARMIDIR?
Tedaviyi sonlandırmaya neden olabilecek tek şey hastanın bu uygulamaya karşı fobisinin olmasıdır. Bu fobi zayıflamada kullanılan tüm uygulamalara karşı olabilir ve uygulamanın basit güvenli oluşu ile ilgili olmayıp kişiye özeldir.

HASTALARIN TEDAVİYE YÖNELİK DEĞİŞİK ETKİLENİMLERİ VARMIDIR?
Çok küçük yüzde ile % 1-2 hastadan tedavi sonrasında

Sigara içen hastaların tedavi sonrası sigara içme istemlerinde azalma olduğu
CO2 tedavi sonrasında aynı gün akşamı uyku kalitesinin arttığı yönünde izlenimler edinilmiştir.

 

Medikal Estetik'e Geri Dön.